Il Postino film incelemesi

Il Postino, 1994 yılı İtalyan yapımı Massimo Troisi’nin yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu üstlendiği Oscar ödüllü bir film. Il Postino’yu izlemem Garcia Marquez ve Pablo Neruda gibi yazarları okumaya başladığımı söylediğim hocamın bana tavsiye etmesi üzerine gerçekleşti. Film Pablo Neruda’nın İtalya sürgününü kurgusal bir şekilde ele alıyor ve ‘aşk şairi’nin kendisine düzenli olarak mektuplarını teslim etmekle…

[ESP] La reseña de la película de Las tortugas pueden volar

  Las tortugas pueden volar o Las tortugas también vuelan es una pelicula escrita y dirigida por Bahman Ghobadi un director kurdo iraní. La película fue grabada después de un corto tiempo tras la Guerra de Irak, en Kurdistán iraquí muy cerca de la frontera con Turquia en 2004. El director refleja la tragedia de…

İran Seyahatlerim 3: İsfahan, Nisf-ı Cihan

Seyahat blog yazılarımı çok uzun aralarla yazıyorum daha önce de belirtmiş olabilirim gezmek yazmaktan çok daha kolay iş birkaç günlük geziyi yazmak ve düzenlemek birkaç günden uzun sürebiliyor bu da tembel insanların eline kalem almasının ya da klavye başına geçmesinin önüne geçiyor. 2 seneden az bir zaman zarfında 19 ülke gezmişim (ayrıyeten Türkiye’de de farklı…

İran Seyahatlerim 2: Tahran

Hikayeyi önceki Tebriz yazımda kaldığı yerden devam ettiriyorum. Kahve pişirdim yanında çikolata yer halde yazıyorum bu yazıyı. Tebriz-Tahran treninin oldukça ucuz ve oldukça da konforlu olduğunu yazmıştım. Yolculuk 10 saatten fazla sürüyor belki 12 belki 14 tam emin değilim süreden. Trende ikram yapılıyor ve isteyen kendisine demlik çay söyleyebiliyor. Kompartımanda uzun süre yalnız kaldım, yalnız…

Asya Minör’den Zağroslar’ın Doğusuna; İran Seyahatlerim 1: Tebriz

İran’a seyahat etme fikrinin ilk olarak ne zaman kafamda filizlendiğini tam olarak hatırlamıyorum ancak Alamut ve Semerkand kitaplarını okuduktan sonra İran’a karşı olan ilgimin arttığını hatırlıyorum. Daha sonra izlediğim İran filmleri, Farisi edebiyatının cazibesi 2016’nın yaz aylarında biraz da ani bir kararla hazırlanıp İran’a doğru yola koyulmamı sağlamıştı. İran hakkında bildiklerim ise herhangi bir Türk…

İvan İlyiç’in Ölümü

İvan İlyiç’in ölümüyle başlıyor Tolstoy İvan İlyiç’in ölümünün hikayesine; mahkemedeki meslektaşlarının bir gazeteden aldıkları haberden öğrenmeleri ile biz de öğreniyoruz bu olayı. Meslektaşları olayı öğrendiklerinde bunun mahkeme üyelerinin ve tabi ki kendilerinin terfilerini ve atanmalarını nasıl etkileyeceğini düşünürler içten içe. Kendi aralarında yapmacık bir şekilde sevgili arkadaşlarının ölümünün taziyesini  yaparlar ancak kafalarından geçen şey o anda…

Van, Yolumun Üstündeki Güzel Şehir

2016 yaz seyahatlerim üzerine yazmaya başladım nihayet. Bu yazımı sadece Van şehrimiz üzerine ayırmaya karar verdim. Arkasından müsait olma durumuma göre peyderpey İran seyahatimi ve İran şehirlerini kaleme alacağım. 2016 yılı sanırım hayatımın en unutamayacağım dönemlerinden birisine ev sahipliği yapmıştır. Baştan sona atraksiyon dolu dopdolu bir yıl. İlk uzun seyahatime çıktığım kısa zaman sonra seyahat…

Tanrı Yakındır, Khoda Nazdik Ast, film analizi

İranlı yönetmen Ali Veziryan’ın 2006 tarihli Tanrı Yakındır filmi üzerine tahlil niteliğinde bir yazıdır bu. Aslında Türkiye’de Allah Yakındır olarak yazılıyor genelde ancak yönetmen Allah Nazdik Ast yerine Khoda Nazdik Ast şeklinde isimlendirmiş filmini ben de o yüzden Tanrı Yakındır şeklinde çevirmeyi daha uygun buldum. İran filmi izlemeyeli baya bir zaman olmuş en son geçen yaz…

Cengiz Aytmatov – Toprak Ana, kitap tahlili

Bir kopuzun telleri gerilmiş gibi bekliyorlardı sanki.  Okuduğum kitaplardan aklımda bir şeyler kalsın ve üzerlerine bir şeyler karalayabileyim diye güzel bir defter satın aldım. Hatta bir değil birkaç defter edebiyat notlarını bir deftere siyaset ve felsefe notlarını ayrı defterde tutacağım. Bu defterlere aldığım notları da düzenleyip blog yazısı şeklinde online ortamda paylaşabileceğime de karar verdim….

Batı İstikametinde Dönüş Yolum 2; Konya, Bursa

Seyahatlerle alakalı zihnimde kalan ayrıntıların yavaş yavaş silinmeye başladığını farkettim. Gerçi bunun sebeplerinden birisi şuanda halen daha çıktığım ilk uzun seyahati yazmayı bitirememiş olmam. Fırsat buldukça çok geciktirmeden hepsini yazmaya karar verdim  sınav stresi başlamadan şu boş sıralarda kaleme alayım rahat rahat. Bu bir önceki yazının devamı niteliğinde olan hikayemdir. En son Konya’ya doğru yol alırken…

Nürnberg Duruşması film analizi

Nürnberg Duruşması filmi Nazilerin de kullandığı eski bir Alman askeri marşı ile başlıyor ve marşta şu sözler geçiyor: Wenn wir marschierenziehn wir zum deutschen Tor hinaus … Sonst kehr´n wir morgen, beim andern ein.Darum mein Madel, Madel, wink, wink, winkunter einer grünen Lialindsitzt ein kleiner Fink, Fink, Finksingt nur immer: Madel, wink! Bizler yürüdüğümüzde Alman kapılarından çıkacağız…