Tanrı Yakındır, Khoda Nazdik Ast, film analizi

pictures-of-khoda-nazdik-ast-movie_277b3ad3

İranlı yönetmen Ali Veziryan’ın 2006 tarihli Tanrı Yakındır filmi üzerine tahlil niteliğinde bir yazıdır bu. Aslında Türkiye’de Allah Yakındır olarak yazılıyor genelde ancak yönetmen Allah Nazdik Ast yerine Khoda Nazdik Ast şeklinde isimlendirmiş filmini ben de o yüzden Tanrı Yakındır şeklinde çevirmeyi daha uygun buldum.

İran filmi izlemeyeli baya bir zaman olmuş en son geçen yaz İran’a gitmeden önce ve İran’da iken izlemiştim. Şöyle bir İran’a götürmesi ve İran’da iken sürekli kullandığım günlük Farsça ifadelerle tekrar karşılaştırması bakımından hoş oldu. Yalnız İran’a gitmeden önce İran film arşivlerini baya bir taramıştım ancak ilginç bir şekilde bu film karşıma hiç çıkmamıştı. Filmle karşılaşmam geçen haftalarda twitterda filmle alakalı gördüğüm kısa müzikli bir video sayesinde oldu. Şöyle bir araştırdım Leyle ile Mecnun hikayesinden esinlenmiş bir film olabileceğini anladım heyecanlandım ve filmi hemen bulup izledim.  Şu siteden izleyebilirsiniz siz de: http://www.yenikaynak.com/allah-yakindir.html

Sonda diyeceğimi başta diyeyim, film bende hayal kırıklığı yarattı. Hatta filmi izlemeden bir arkadaşa tavsiye edecektim heyecanla, izlemeden filmle ilgili kafamda kurduğum şeylerden sonra, ardından izleyip ondan sonra tavsiye edip etmemeye karar verdim izledikten sonra da tavsiye etme gereği duymadım. Doğrudan söylemek gerekirse çok güçlü bir esin kaynağından -Leyla ile Mecnun- yola çıkarak ortaya müthiş bir eser konabilecekken Şii endoktrinasyonuna feda edilmiş güzelim film. Aşkın olan ‘aşk’ın hikayesi ya da daha basit anlamda masum ve temiz olan aşk anlatılabilecekken hıristiyan mistisizminden etkilenildiği bariz olan imgelere boğarak filmin ruhunu öldürmüşler. İmamzadeler, türbeler, mühür taşları… bütün bunlar kör gözüne parmak şeklinde izleyicinin gözüne sokulmak istercesine harmanlanıyor filmde. Meseleyi de bağlaya bağlaya gerçek aşkı imamzadelerin türbelerinin eşiğinde aramak gerektiği mesajına bağlıyorlar.

Olayı çok sığ ele aldığım eleştirisini alabilirim ancak yazıya kesin eleştirilerle başlamamın sebebi her şeyden önce filmin bende yarattığı hayal kırıklığıdır. Filmle ilk defa şu klip ile karşılaşmıştım:

Klipte tertemiz ve masumane ele alınan aşk ve aşkından Mecnun’a dönen bir karakter görülüyor. Aha Leyla ile Mecnun resmen diye heyecanla izleyince ve olayın propaganda işine dönüştüğünü görünce üzülmüştüm ve yazık etmişler güzelim filme demiştim. Gidiş yolundan tam puan alırken vardığı sonuç itibariyle sınıfta kalan bir yapım oldum benim için bu film.

Filmi linç etme işini tamamladığıma göre filmin içeriği hakkında da bir şeyler söyleyebilirim. Sondan, başrol karakteri Reza’nın mecnun olduğu ve yataklara düştüğü zamanlardan başlıyor film. İlk gösterilen sahneler çok güçlü, Reza kamyon kasasına konmuş götürülürken sisli ve yemyeşil dağların yanlarından geçiyorlar. Bu sırada da arkada etkileyici bir fon müziği çalıyor. Sonra film tam başlayacağı sırada şu resim ekrana geliyor ardından da Müminun Süresi’nin “Bu, deliliğe tutulmuş bir adam..” ifadesiyle başlayan 25-26. ayetleri okunurarak başlıyor film. Yazının devamında resme değineceğim. Zaten defalarca ekrana geliyor bu resim.

2002.6_PS2.jpg
Detaylı incelemek için tıklayın

Reza, içi içine sığmayan kimi insanların biraz deli olarak gördüğü hareketli bir arkadaşımızdır. Hafiften Kıvanç Tatlıtuğ’u andırmıyor da değil. Yalansa yalan deyin şimdi

l-khoda-nazdik-ast-1ta01.jpg110120131152460380333_2.jpg

Abisi ölmüştür ve abisinden kalan motosikletle taksicilik işi yapmaktadır kafasına estikçe. Bir de bu çok komik bir olay, İran’da Türkiye’deki gibi değil taksi olayı. Herhangi bir aracı olan kişi serbest bir şekilde taksicilik yapabilir İran’da. Bu yüzden korna sesinden geçilmez siz kaldırımda yürürken yanınıza saniyesinde arabalar yanaşır korna çalar camı açıp size seslenir götüreyim agha gideceğin yere kadar derler. Aynı şekilde motosikleti olanlar da bu işi yapıyor ilk defa Tahran’da karşılaşınca böyle bir şeyle çok şaşırmıştım. Sırtımda çantam elimde kameramla tam saftirik turist imajıyla yürüyordum kaldırımda, motosikletli bir adam gelip tam dibime yanaşmıştı ve eliyle arkasını gösteriyordu. Yani arkasındaki boş yeri. İlkin ne olduğunu çözememiştim sonra jeton düşünce, “ne agha müteşekkirem” demiştim. İşte Reza da motosikletiyle böyle taksiye çıkıyor ve günün birinde Reza’nın yaşadığı yerin yakınlarında bulunan bir yere öğretmen olarak atanan güzelliği dillere destan bir hanımefendi ile karşılaşıyor ve Reza ilk görüşte aşk denen illete tutulup bu kadına vuruluyor.

Reza bir pazardan boş bir kasa alıp sırtına bağlamıştır kadın müşterileri binince kendilerini rahatsız hissetmesinler diye. Öğretmen hanımı arkasına almak bahtına erişir ve onu görev yapacağı okula kadar götürür. Burada işlenen kadın erkek ilişkisi o kadar masumane ki, bütün Türk dizilerini utandıracak cinsten. İki bölümde bir sevgili değiştiren ve aşkı ucuz bir şekilde birbirini ‘harcayan’ çiftler üzerinden kuran Türk dizileri… şu filmden öğreneceğiniz çok şey var.

Öğretmen hanımı geri götürme işi de yine Reza’nındır ve bu iş sürekli bir hal alır. Her gün öğretmeni şehir merkezinden alarak bu köye getirecek ve ders bitince aldığı yere geri götürecektir. Aşk ateşi gittikçe yakıcı bir hal alır Reza için onu almaya gitmeden önce tıraş olur. Okulda ders verirken gizli gizli onu izler. Bir derste ‘su’ kelimesini öğretmektedir öğretmen hanım, bu kelimeyi artık dilinden düşürmez Reza, âb.

Reza artık aşkından yemeden içmeden kesilir, yağmur bile artık ona ‘su’yu hatırlatmaktadır nereye baksa o vardır. Bir gün ormandan geçerlerken motor arıza yapar ve efsaneler efsanesi bir sahneye şahit oluruz onu direk paylaşıyorum izleyin:

Ey aşk ! Ateştir senin nesebin…
Niteliğin dumandır kaynağın ise rüzgar
Su tufana dönüştü toprak da küle
Senin kokunla ateş rüzgara karıştı
Şirin’siz her saray bisütûn gibi viranedir
Ferhat’sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda
Yedi nesil öteye tüm atalarımız gâmdı
Bize miras kalan hep sonsuz keder oldu
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor

Sadece Sen kalacaksın;
Biz hepimiz gidince…

O kadar güçlü bir şiir ki bu.. Filmi izlerken geriye sarıp tekrar tekrar okumuştum altyazıları.

Gün gelir Reza aşkının imkansız bir aşk olduğunu anlar. Erir biter mecnun olur çocukların eğlencesi olur saçı sakalı birbirine karışır yataklara düşer.

Jusqu’ici tout va bien, yani buraya kadar her şey güzel. Ancak Reza yataklara düştükten sonra yönetmen sapırtma konusunda kolları sıvar. Leyla’sına kavuşamayan Mecnun’u gerçek aşkına kavuşturma vakti gelmiştir. Bizi tak ilk sahneye götürürler sonra, Reza birilerinin yardımıyla bir kamyon kasasına atılır ve sisli dağların yanından geçtikten sonra bir yere getirilir. Getirildiği yer bir imamzadenin türbesidir. Hz. Ali’nin, Hüseyin’in resimleri gösterilir uzun süre seyircinin gözüne sokula sokula. Mecnun gerçek aşkı bulma yolundadır artık. Arkadan mistik, hıristiyan melodilerini andıran müzikler çalar. Yukarıda gösterdiğim resim görünür yine, bu 19. yy sonlarında Kaçar Hanedanlığı dönemi İran’ında yapılmış bir resimdir. Şii endoktrini açısından önemli bir yere sahiptir, Kerbela trajedisi resmedilmiştir bu tabloda. Merkezde elinde kılıçla bir Emevi’yi doğrayan Abdullah ibn Abbas görünür, sol tarafta İmam Hüseyin’in şehit edilmesi, hatta kesilmiş başı, sağda ise onun cennette meleklerle karşılaşması tasvir edilmiştir. Bunun hemen altında da onu şehit edenlerin cehennemde zebanilerin oyuncağı olması sahneleri yer alır. Peygamber’in vefatının ardından henüz 50 sene geçmemişken, Emeviler köklü bir imaj değişikliğine giderek sakalları kesip heybetli bıyık bırakma kararı almışlar mıdır bilmiyorum ancak bu tabloda Yezid’in askerleri o şekilde sakalsız ve bıyıklı olarak tasvir edilmiş. Bu bende Türk askeri imajını uyandırdı bilmiyorum biraz zorlama bir yaklaşım mı olur ama.. Bu tabloda ressam Al-Musavi, Yezid’in askerlerini Türkler gibi mi resmetmek istemiş acaba?

Onun haricinde direk göze çarpan şeylerden birisi, ehlibeytten olan herkesin kafalarının arkasında güneş olması. Bu hıristiyan fresklerinin olmazsa olmazıdır. Hz. İsa Hz. Meryem’in başı arkasında ve aynı şekilde 12 Havari içinde geçerli hepsinin başının arkasında mutlaka güneş olur.

Hz. İsa’yı belirtmek için bu güneşin içinde bir haç simgesi olur. 12 İmam’ın 12 Havari’den esinlenmesi gibi bir durum söz konusu zaten. İmamların azizleştirilmesi ve türbelerinin adeta tapınma yerleri haline getirilmesi. Bunu bir tespit olarak belirtiyorum tabi ki, mezhepçi birisi değilim İran’da Şiilerle omuz omuza namaz da kıldım. Hatta bana ne, isterlerse maymuna tapsınlar ancak hıristiyanlıktan somut bir etkilenme söz konusu.

Geri dönecek olursak, Reza günlerce bu türbede imamzadenin dibinde yatar bilinci yerinde değildir sürekli hayaller görür. (İmamzade türbeleri sözde Hz. Hüseyin’in soyundan gelen imamların kabridir ve sayısız türbe vardır İran’da ve Irak’ta bu şekilde. Normal camiler yerine ibadetler bu türbelerin çevresinde yoğunlaşır, İran filmlerinde bunu açıkça görebilirsiniz. İran’da birisi bana bu türbelerin büyük bir kısmının gerçek olmadığını ve zamanında önüne gelen herkesin imamzadeyim diye ortada bittiğini söylemişti.) Reza hayaller görürken kameraya sürekli türbedeki resimler takılır, elinde kılıçla Hz. Ali, Hüseyin, Hasan… sonra birgün rüyasında (hürmeten yüzünü göstermedikleri, lolz) bir imamzade görür. Sarığı ve cübbesi görülmektedir bu imamzadenin. Hatta Hz. Hüseyin de olabilir bu, cübbesinin rengi duvarda bulunan tabloda görünen cübbeninki ile aynıydı. Hatta kesin odur ya. Yerde yatan Reza’nın yüzüne su şıpırdatır mübarek elleriyle. Sonra Reza ayılıverir ve bilinci yerine gelir. Bilinci yerine gelmiştir ancak annesini kaybetmiştir.

Reza ayıldığında tıraş falan olur sonra dünyanın en olgun insanlarından birisi olur, artık sürekli türbenin çevresinde takılmaktadır. Seyyid Yahya’nın dizinin dibinden ayrılmaz, bu sırada Seyyid Yahya ile aralarında sevgilinin hasreti üzerine unutulmaz bir diyalog geçer:

Şöyle bir ifade kullanır Reza:

“başka bir leyla’yı arıyorum. kimsenin benden alıp-götüremeyeceği. istediğim zaman, kendisiyle konuşabileceğim, bize her şeyden daha yakın olanın.. eğer aşık olursan, başka kimseye muhtaç olmayacağın (o leyla’nın)…”

Öğretmen hanım tekrar Reza’nın karşısına çıktığında Reza artık taksicilik işini bıraktığını söyler usulca. Artık ucuz aşklar onun için bir şey ifade etmemektedir, motoruyla uzaklara çok uzaklara gidecektir. Öğretmen hanımın hatırası olarak sakladığı kağıt parayı bir dilenciye verir, tokasını da yeğeninin saçlarına takar.

*** SPOİLER ***

Bir başka gün öğretmen hanım tekrar geldiğinde Reza’yı elinde motoru ile görür. Reza, dün de söylediğim gibi artık taksicilik yapmıyorum, Kulude’ye gitmiyorum der. Öğretmen hanım da, ben de artık Kulude’ye gitmiyorum zaten der ve gülümser.

*** SPOİLER ***

Hikaye burada sonlanır. Film etkileyici bir film bunu inkar edemem ancak Reza’nın bulduğu aşk Kays’ınkinin yanından geçemeyecek denli sığ bir aşk. Bizdeki diziler nasıl ucuz hamasi milliyetçi duygular körüklemek için kullanılıyorsa benzer olay İran’da din ve mezhepçilik üzerinden yürüyor. Mecidi’nin son çıkardığı Muhammed filminde Hamaney’in müdahalesi ve yönlendirmesi vardır mesela. Ama aynı zamanda onun Baran filminde bu şekilde sığ mezhepçi bir kalıba sokulmadan hayran olunacak şekilde işlenebilmiştir aşk konusu.  Sanatçıları suçlamak zor, İran’da kültür ve sanat üzerinde siyasal rejimin etkisi ve sansürü yadsınamayacak denli güçlü. Ancak bu filmde çok uçlara gidilmiş yönetmen bizzat mesajı kendisi vermek istemiş. İlahi aşkı evrensel bir şekilde verebilecekken bunu dar bir mezhepsel çerçeveye sıkıştırmış. Film izlenmesi gerekir şiirler ve diyaloglar çok güçlü kadın erkek ilişkisinin işlenmesi bakımından dikkat çekici. Ancak benim için çok büyük bir hayal kırıklığı…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s